Vazgeçmekten vazgeçtim…

Vazgeçmekten vazgeçtim…

Vazgeçtim.. Ne varsa hayata dair, vazgeçtim işte.. Pek de kolay oldu doğrusu. Ölçüp tartmadım, hesapsızca geçiverdim.. Peki neydi beni buna sürükleyen, inadım mı dersin? Sanmam.. Bu aralar kalkanlarımı bulamaz oldum, yerdeler heralde. Belki de biraz yenik düşmek iyi gelirdi.. Galibiyetin tadı kaçmıştı son demlerde, mükâfat belli değil ondan heralde.. Bir yerden başlamalıydım artık işe.. Önce [...]

Yoruldum…

Yoruldum…

Yoruldum… Artık sahiden de çok yoruldum… Bu defa ne bembeyaz bir sayfa açacak ne de “yeni baştan” diyecek mecalim kalmadı… Sayfalarımda silgi izleri var… Toplasam o izleri burdan köye yol olur… Kesiklerim de var.. Öyle derin, öyle kanlı ki.. Ne iyileşiyor ne de kabuk tutuyor… Sadece acıyor… Acı, acı, acı ! Hep yakınımda buralarda.. Hem [...]

Zaman…

Zaman…

“Zaman herşeyin ilacı” diyorlar.. -Herşeyi silebilmişse zaten, müsveddeye yazılmış demektir.. Sonuçta izlerin acısını alıp, derinliğini arttırır zaman…

İyi ya da kötü…

İyi ya da kötü…

Siyah ya da beyazdır hayat, renkler bir kandırmaca.. Nedeni yok, çünküsü yok. Ying yang koca bir yalan esasında.. Ya iyisindir ya kötü, ortasını aramak ne saçma…

Paslı takvim…

Paslı takvim…

Zaman gelir şartlar olgunlaşır, zaman gelir pimi çekilesi bir bomba peydahlanır.. Paslı takvim yaprakları gün ışığıyla buluşup da anlam kazandığında, nostaljik bir tılsım etkisi hasıl olmakta…

Çelişki…

Çelişki…

Çelişkilerin yarattığı çelişmezlik ortada.. Soldaki melek sağdakine karşı amansız. Anlaşılan odur ki ; araf diyarların yegâne kiracısıyız…

Sessizliğin çığlığı…

Sessizliğin çığlığı…

Susuyorum, sustukça sıra bana gelsin diye.. Sıramı savmak niyetinde değilim.. Bekliyorum, o uzun kuyrukta.. En öne geldiğimde bilet bitecek olsa da, “bekledim” diyeceğim gururla… *** Burayı susuyorum, tıpkı diğerlerinde sustuğum gibi.. Susmam, konuşmamdan daha çok başımı ağrıtıyor ne yazık.. Maksat başı ağrıtmak değil, vücuttan ayırmaktı çünkü.. *** Susmayı tercih etmek sükût belirtisi diyorlar, Oysa ben [...]

« Önceki Yazılar