3 aydır bekle, 3 günde çözülsün…
Son aylarda araştırmalarını sürdürdüğüm “Sosyal Ağlar ve Marka İtibarı” konusunda taptaze bir örnekle açılış yapmak farz oldu. Ben örneği değil, örnek beni buldu…
Samsung markalı LCD televizyonumuz iki defa bozulup tamir süreci geçirmişti. Bilindiği üzere elektronik aletlerde bu tamir süreçleri pek hayra alamet değildir. Hatta biraz da şans işidir. Çünkü kullanıcı hatası olmayan her teknik sorun; aldığınız televizyonun yerine yanındaki televizyonu almış olsaydınız belki de hiç denk gelmeyeceğiniz bir durumu ifade eder aslında. Ama siz kusursuzu değil, sorunlu olanı seçmişsinizdir bir defa, ceremesine de katlanmanız gerekir. Bu ütüde de böyledir, elektrik süpürgesinde de..Samsung vakasında gördüğüm ise, bayilik kavramını gözümde başka bir noktaya koydu. Bayi; ürünü satana kadar marka ile sizi buluşturan, satış sonrasında ise merkezle bağlantısı olmayan, kör-sağır-dilsiz, size haber ulaştıramayan bir satış noktası..
Televizyonumuz üçüncü defa bozulduğunda, bu defa tamir süreci bir ay’ı geçti. Bildiğiniz gibi bu durumda, sizi arayıp “para iadesi mi yeni ürün mü?” diyorlar..Siz de başınıza gelecekleri bilmediğinizden, “yeni ürün” diyorsunuz çoğu zaman..Bize bu soru 1Mayıs tarihinde soruldu ve cevap sonrası icraatın bu denli geç olacağını öngöremediğimiz için; öncesinde geçen bir ay, akabinde gelen iki ayla beraber üçleme gerçekleşti. Uzun uzun call center görüşmeleri, yanıtlanmayan mailler, tv’siz geçen günler, sinir bozucu bekleyiş..Sürekli alınan “onayda” cevabı..Bir aile için evde televizyon olmaması önemli bir boşluk..Televizyonun olduğu odada hakikaten buz gibi bir hava esiyor..Tek hatanız o markayı tercih etmek ve sonrasında paranızla rezil olmak..Bir de o sıralarda dünya kupası maçlarının başlaması, iki erkek nüfuslu evde pek de sevinçle karşılanmıyor haliyle..
Günler böyle geçerken, ailemin bu müşteri mağduriyetini yansıtmak adına Sosyal Medya’da içli bir haykırışta bulunma ihtiyacı hissettim. Bu sırada “şikayetvar” sitesindeki şikayetleri de okudum…Gördüm ki, tek dertli ben değilmişim..Sosyal Medya’da haykırışım tahmin ettiğim üzere jet hızıyla yanıt buldu. Yeri gelmişken, bu konuyla anında ilgilenen ve görevini yerine getiren Samsung Sosyal Medya Uzmanı Tayfun Söğütlü’ye ve işlerin hızlandırılması konusunda girişimde bulunan herkese yürekten teşekkür ederim. Çözülmeseydi çok farklı bir yazı yazacaktım, fakat çözülmesi de ayrı bir kapı açmış oldu. Üç aydır çözülemeyen sorun, üç günde çözüldü. Peki bu ve buna benzer bir netice, markanın başarısı mıydı? Yoksa özünde, tek yönlü bir başarısızlık mıydı ?
Bu vesileyle araştırmada elde ettiğim, konu ile ilgili bazı bulguları sizlerle paylaşıyorum..
“Sosyal Ağlar ve Marka İtibarı” araştırması, Müşteri ilişkileri ve sosyal medyanın başarı açısından kıyaslanması konu başlığından bir bölüm: “Müşteri hizmetleri ile telefonda aşılamayan sorunun, sosyal ağlarda çözüme kavuşması geri planında başarısızlık olan bir iletişim modelini ifade etmektedir. Kullanıcılar defalarca aradıkları müşteri hizmetleri ile yaşadıkları sinir harbinden ve çözümsüzlükten sonra sosyal ağlardaki serzenişleri akabinde sonuca ulaşmaktan hoşnut görünmemektedirler. Burada dikkat edilen nokta, sosyal medyanın gücü ve ulaştığı kitleler sebebiyle markalar tarafından “korku” ile yaklaşıldığı olmuştur. Sosyal ağlarda yer alan müşteri şikayetine kısa sürede müdahale, kısa vadeli kar gibi görünse de özünde, tek yönlü bir kazançtır. Bunun ayırdına varan kitle açısından, samimi bulunmayan bu tutum itibar kaybına yol açmaktadır. İdeal olanın tüm iletişim kanallarında, aynı hassasiyetin gösterilebiliyor olmasıdır. Çünkü belli bir kesim için internet doğal hayatlarının bir parçası haline gelmiş olsa da , bu imkana sahip olamayan ya da tercih etmeyenler için telefon yegane erişim noktasıdır. Bu sebeple müşterilerine eşit yaklaşımda bulunan markalar, profesyonellikleri ile orantılı olarak hem sosyal ağlarda hem de müşteri hizmetlerinde sorunlara optimum çözüm sağladıkları oranda başarılı görülürler..”
Sonuç olarak bilginin yayılma oranı ve hızı düşünüldüğünde sosyal ağlar itibar yönetimi açısından önem teşkil ediyor. Yaşanan kötü deneyimler çabuk unutulmuyor ve markaya dair güven sarsılabiliyor. Biz geç de olsa, güç de olsa sosyal medya aracılığı ile problemimizi çözdük..
Peki sosyal medya kullanıcısı olmayan tüketiciler ne yapacak ve sosyal medya yönetimi olmayan markalar daha ne kadar zaman kaybedecek?
-
Samsung ile Monitör ve Netbook olmak üzere iki farklı üründe ciddi servis problemi yaşamış ve aylarca aklı başında cevap alamamış biri olarak, servis konusunda iletişim kanallarındaki eksikliği fark etmelerini diliyorum… Nesilin yazısında söylediği gibi "Yaşanan kötü deneyimler çabuk unutulmuyor ve markaya dair güven sarsılabiliyor. Biz geç de olsa, güç de olsa sosyal medya aracılığı problemimizi çözdük..Peki sosyal medya kullanıcısı olmayan tüketiciler ne yapacak?"
-
-
benzer şeyi aylar önce TTNET için söylemiştim, telefonda uzun uzun uğraşıp çözemediğim sorun üzerine burada haykırınca bana kendileri ulaşıp sorunumu çözmüşlerdi. Ancak bu benim için başarı değildir. Sosyal medyada var olmayan biri ile benim aramdaki fark ne? İlle de çıkıp bas bas bağrınmak mı gerekiyor markanın dikkatini çekmek için? Kısacası, geleneksel müşteri hizmetleri kanalıyla çözülemeyen sorunun, Sosyal Medya aracılığıyla çözülmesi başarı değil, aksine başarısızlığın kanıtıdır diye düşünüyorum.
-
-
-
-
Yorgo, 3 gün telefonla uğraşıp çözemiyorsam ve "lanet olsun sorunum çözümlenmiyor" diye feed girdikten yarım saat sonra beni arayıp sorunu çözebiliyorlarsa, bu hem başarısızlık hem de yüzsüzlüktür. Demek ki sorunum yarım saat içinde çözümlenebilecek bir şeymiş. Telefondaki de markanın adamı, Sosyal Medyadaki de. Senin dediğinin aksine farklı bir yer olarak bakmıyorum, SM’da çözülen konu telefonda çözülemiyorsa burada bir hata var. Haa o başka bu başka diyebiliyorlarsa işte o zaman kendileri farklı bir yer gibi bakıyorlardır.
-
-
ne farkı var biraz daha açıklar mısın gerçekten anlamadım? Ben bir müşteri olarak, aldığım ürün ya da hizmetle ilgili bir sorunum olduğunda, bunun çözümlenmesi için müşteri hizmetleri de arayabilirim, sosyal medyadan yardım çağrısında da bulunabilirim. Müşteri Hizmetlerinin görevi, benim sorunumu çözmek değil mi? Nereden onlara ulaştığımın önemi ve farkı nedir? Telefonla konuşurken temsilci ve benden başkası duymuyor diye mi iplemiyorlar beni? Bu mudur başarı?
-
-
Bir marka eğer müşteri ilişkilerine değer veriyor ise bunu 360 derece kurgulaması ve düzgün hizmet vermesi gerekiyor… Sosyal medyada müşteriyi dinleyince her şey çözülmüyor… Sosyal medyadan ulaşan şikayet ile telefonda iletilen şikayet nihayetinde aynı servis merkezinde çözüme ulaşıyor… Sosyal Medyanın servis merkezi değil sadece müşteri ilişkileri yöneticisinin zihniyeti farklı…
-
-
Yorgo, otobüsle gitmeye karar verirsem 5 saati, uçakla gitmeyi göze alırsam da 45 dakikayı peşinen kabul etmiş olurum. Verdiğin örnek hiç olmadı bence. Burada bir hizmet satın almıyorum markadan, almış olduğum hizmete ait sorunu çözümlemeye çalışıyorum ve markaya hangi kanaldan ulaştığımın önemi olmamalı. Marka ben ona hangi kanaldan ulaşırsam ulaşayım, bana diğer müşteri ile aynı muameleyi yapmalı. Sosyal medyadan herkese yaydım diye öncelik de tanımamalı, telefonda saf saf yardım dilendim diye de sallamamalı.
-
Dipnot: 3 ay 4 ay ürün peşinde beklememek için az biraz çirkeflikten zarar gelmeyeceğini söylüyorum.. Ben kıyameti kopartırdım… Şimdiye kadar tamire verdiğim herhangi bir ürünü 1 haftadan fazla beklemedim, bir kere telefonum bozulmuştu, 1 haftayı geçti telefon komple değişti… İsterse değiştirmesin.. Cidden çok pisim
) -
Arkadaşlar merhaba. Tüm markaların yaşadığı veya yaşayabileceği bazı sıkıntıları biz de zaman zaman yaşayabiliyoruz. Şu an şirket içerisinde bu feed e de konu olmuş benzer sıkıntılarla ilgili bir yeniden yapılandırma içerisindeyiz. Her marka benzer problemlerle karşılaşabilir ama bizce önemli olan bunlardan gerekli dersleri alıp, harekete geçmek ve bu nahoş olayları en aza indirmeye çalışmaktır. Ben de bu yeniden yapılandırmanın, dijital pazarlama departmanı içerisinde konumlandırılmış, bir parçasıyım. Çağrı merkezi, servis departmanı ve ürün müdürleriyle senkronize çalışıyorum. Dediğim gibi biz bu tip olaylardan ders almaya çalışıyor ve müşterilerimizi tüm kanallardan ki sosyal medya da bunun bir parçası, memnun etmeye çalışıyoruz. Nesil yaşadığın bu sıkıntıdan dolayı senden tekrar özür diliyoruz, yeni ürününü iyi günlerde kullanmanı temenni ediyoruz. Buradaki diğer tüm arkadaşlara da, yapıcı eleştirileri için, teşekkür ediyoruz…
-
benim problemim çözüldü, darısı tüm dertlilerin başına..ne hissettiklerini anlıyorum…burada önemli olan markanın senkronize iletişim kurabilmesi..ister istemez "ağlamayana meme yok" tablosu çiziliyor şu durumda..bu yapılanma süreciniz sonrasında; evraklarınız daha hızlı onaylanmalı ve telefondaki MT "onayda", bayi "benle ilgisi yok top merkezde", yetkili servis "onay bekliyoruz" dememeli haftalar boyunca..Dese bile kısa sürmeli..tekrar teşekkürler, artık televizyonumuz var 3 ay önce de var olduğu gibi
-
Bunu #ttnet için söylediğimde bana “telefondaki görevliler teknik olarak yeterli değil. Sosyal medya ile ilgilenen ekip uzman” demişlerdi. Madem uzman personelin var, telefonların başına da onları koy, arayan müşterinin sorununu kayıt aldık diyerek geri çevirmesinler, alternatifleri araştırsınlar vs. Korku önemli bir faktör. Burada 3 kişinin sorunu çözülünce çağrı merkezini arayan binlerce kişinin sorunu sümen altı ediliyor. Aynı örnek sadece firma isimleri farklı.
-
- Comment Feed for this Post
Bundan üzülerek şu sonuç mu çıkıyor???? Sorunlarımızın çözülmesi için sosyal medyada çığlık atmalıyız… Aynı dert aynı marka ile bende de var. Aynı şekilde davranırsam mı sonuç alıcam??? Tebrik ederim Nesilcim. Çok güzel bir örnek ve sonuç yaşattın bize.