Benim Dünyamda KIRMIZI VAR

Kırmızı dünyama yakışır bir çok renk. Ahengi yakalayansa pek düşmez denk. Çok severim, söverim de. Ama hep beklerim… Rüzgârın yönü ne tarafaysa, ruhum da ona göre yol almakta. Aşkın rengi de şeytanın rengi de “kırmızı” ne de olsa…
Kırmızıdır; mutlu eden, şiddete meyleden, arzuları kuvvetlendiren, güçlü yanları sembolize eden, iştah açan, “ben buradayım” dedirten, aşkı tarif eden, şeytanlığı gösteren, iddiayı ortaya koyan, serotonin salgılatan, şehveti ifade eden, gönül gözünü açan, ruhu ayaklandıran, 9/8’lik oynatan, şarap kadehine yansıtan, akrepliği muhteva eden, tango’da raks eyleyen, konuşmadan söyleten, dikkat çeken, “tehlike var” diyen, adrenalin salgılatan, tutkuyla bağlayan, ateşi harlayan, kadınlığı betimleyen, 5 kuruş fazla eden, cesaret isteyen, güle anlamını veren, dudaktan kalbe giden, yeni yılı simgeleyen, güneşin batışını yakalayan, yasak meyveyi anlatan, gökkuşağında yer alan, kimi zaman utandıran, sevgiyi anlatan, hızı tanımlayan, bayraktaki kana rengini veren…
Kırmızı, hisleri harekete geçiren böyle bir renk işte. Bazen daldaki meyve, bazen de bir gelincik tarlasındaki şahane. Kimi zaman bir marka logosunda, kimi zaman bir topuklu ayakkabıda. Ya bir Tiyatro sahnesinde perdede, ya da bir tuale ulaşmak üzere palet renklerinde. İnsanın gönlünü hoş eden ve görmekten zevk aldıran, her tonunda ayrı bir duyguyu barındıran bir mucize.
Keşke her yeri kırmızıya boyayabilsek. Tüm duygularımızı iç dünyamızın dışına taşırabilsek. Ruhumuzu beslediğimiz notaları, doneleri, sevgileri, sözcükleri bir fırçayla yazabilsek gökyüzüne. Şarap kadehini havaya fırlatsak ve saçılan kırmızılık öylece asılı kalsa üstümüzde. Kırmızı ayakkabılarla geçtiğimiz yollarda kırmızı izler bıraksak. Kırmızı rujlu dudaklardan çıkan her kelime kırmızı tadında olsa. Kırmızı kurdeleli hediye paketleri sihirli olsa. “Kırmızın var mı keyfin var” deseler.
Kırmızı ile anılıyor olmak büyük sevinç. Beni tanımak için işe buradan başlamak kesinlikle iyi bir yol. Zaten ben de böyle tanıyorum benim gibileri ve kendimize kendi kırmızı dünyamızı yaratıyoruz zevkle. Biri seviyor diye kırmızı giyinmek ya da kırmızı bir obje kullanmak ne değerli bir armağan. Kırmızılı bir tablo veya fotoğraf görüldüğünde hatırlanmak ne büyük bir ayrıcalık.
Kırmızı dünyamda var olan kırmızılıkların ifade ettikleri bu şekilde. Düşüncelerime eşlik eden herkese teşekkürler. Bir Akrep olarak duygularımı uçlarda yaşamanın nişanesini, bir renkle tamamlamak yaşantıma büyük bir keyif katıyor. Herkesin kendi rengini bulması ve hayatına adapte etmesi dileğiyle…
***
NOT: Bu yazı Martı dergisi Şubat 2011 sayısında yer almıştır.