Servisler Cehennemi-Başlangıç

Servisler Cehennemi-Başlangıç

Şu ara vizyonda olan “Maymunlar Cehennemi- Başlangıç”tan ilham alıp başlığı attıktan sonra, Digiturk filmimizin sinopsisine geçelim.

Sanıyorum 4-5 yıllık Digiturk abonesiyim. O dönem aldığım decoder haliyle artık alzheimer evresinde. Arada bir yayın kesilirken, son zamanlarda neredeyse video klip süresini bile kapanmadan geçiremez oldu. E zorlamanın anlamı yok, aklın yolu bir, müşteri hizmetleri aranacak, kutu değişimi talep edilecek. O arada her tüketici gibi para vermemenin yolları zorlanacak, verilmesi gerekiyorsa da verilecek. Hatta şu son dönemde meşhur olan “aboneliği iptal etme tehditi” dahi belki denenecek. Bu konuya da kısaca değinelim, Digiturk aboneliğinden çıkmak pasaportsuz sınır geçmekten daha zor. Paçanıza yapışıyorlar, maç paketi teklif edip, sinema kanalları hediye etmeyi öneriyorlar. Yeter ki onları bırakmayın. Eh en azından bu da bir çabadır, çıldırtmadığı sürece tabi.

Neyse… Gelelim zurnamıza ve zırt diyeceği nokta aşamalarına:

* 14 Ağustos Pazar müşteri hizmetlerinin aranması ve durumun izahı,

* 15 Ağustos P.tesi teknik servisin araması ve Çarşamba (17 Ağustos) günü için randevulaşılması,

* 17 Ağustos Çarşamba teknik servisin gelmemesi, bunu haber vermemesi, ertesi gün dönüş yapmaması,

* 19 Ağustos Cuma teknik servisin araması, Çarşamba’dan bahsetmemesi çünkü randevunun Cuma olduğuna yürekten inanması ve akşama geleceklerini söylemesi. Haftaya Çarşamba (24 Ağustos) müsait olmam ve kaydını alıp mutabık kalmamız,

* 19 Ağustos Cuma/2 akşam üstü telefonuma gelen servis kaydı sms’inin ertesi günü yani 20 Ağustos’u göstermesi. Müşteri hizmetlerini aramam, servislerinin ne içtiğini sormam ve yeniden 24 Ağustos Çarşamba için netleşmemiz,

* 20 Ağustos C.tesi teknik servisin araması ve öğleden sonra geleceklerini söylemesi ve benim tüm süreci “hey dostum sizin sorununuz ne ha!” modunda yeniden anlatma gayretim. Çarşamba geleceklerini söylemeleri. Öyle dedikleri halde daha önce sms’i yanlış attıklarını söylemem. Onu dikkate almamamı söylemesi. Dikkate almayacaksam neden yolladıklarını sorduğumda karşılıklı susmamız. Ve nihayetinde doğru gelen sms.

* 24 Ağustos Çarşamba tam bir muamma. Gelecekler mi? Vaktinde gelecekler mi? Bakalım neler olacak? Çekirdek paketi elimde merakla bekleyeceğim…

Sonuç olarak; mizahi bir yaklaşımla anlatmaya çalıştığım bu olay bir markanın satış sonrası hizmetinin yerlerde olduğunun acı bir kanıtı. Müşteri Memnuniyetini önemseyin ey markalar, artık belgesi bile var ISO 10002.

 



Ne Düşünüyorsun?