“Hava şöyle hafiften kırmızıya çalsa

Suyun rengi biraz kırmızı olsa, içenler kızarsa baştan aşağı

Şehir kırmızıya boyansa,

Kırmızıda değil de yeşilde dursak

En afilli mutfak eşyası kırmızı

En sağlıklı beslenme şekli ‘kırmızılık yemek’ olsa

En ciddi iş elbisesi baştan aşağı cart kırmızı sayılsa

Kırmızılarını çekmiş” yine dense

Kırmızı donu olmayanı adamdan saymasalar

Çocukların ilk sözü, ölürken son sözümüz “kırmızı” olsa

Bütün çiçekler kırmızı olmasa da, kırmızı koksa

Saçları kırmızı olmayana başka gözle baksalar

Çocuklar kırmızı saçlı doğsa, yaşlanırken daha da kızarsa

Kitapları kırmızı fonda bez harflerle yazsalar, olmadı her kitapta en az bir sayfa kırmızı şart olsa

Şarkılarda ritim hep kırmızı olsa

Temizse bir şey “çok kırmızı” dense, “kırmızı gibi kokuyor” dense

Geceler karanlık olan gökyüzü, gündüzler kırmızı olsa

En güzel kız ismi “Kırmızı“..

Aklımızı başımızdan alacak tek şey kırmızılı bir kadın olsa elbisesi kırmızı

Kırmızı topuklu ayakkabısının üstünde, kolunda kırmızı çantası, kırmızı kırmızı yürüse, tırnakları kırmızı ojeli olsa

En güzel şiire “kırmızı” dense

En leziz yemeğe “ne de kırmızı tadı var” dense

En tutkulu aşığa “kıpkırmızı kızardı” dense

En taze geline “can kırmızı” dense

Her cümlenin yüklemi kırmızı olsa

Gemilerin direklerini beyaza değil de kırmızıya boyasalar

Ya da denizler biraz kırmızı olsa

Sevdiğine vereceğin en değerli şey kırmızı bir gül..

Alacağın en kıymetli şey dudaklarında kırmızı bir ruj izi olsa..

Mesela …”

—-

*Alıntıdır