Konuyla ilgili ilk yazılar :

http://www.nesilvar.com.com/markalar-ve-yeni-medya-1/ ve http://www.nesilvar.com.com/markalar-ve-yeni-medya-2-2/#

***

Hali hazırda pek çok marka için sosyal medya hala bir toz bulutu. Bu sebeple ajanslarla çalışılması doğal ve makul. Fakat ilerleyen süreçte özellikle tam kurumsal şirketlerin mutlaka itibar yönetimi adına bir departman oluşturmaları gerekiyor. Böylece kurumun içinden, profesyonel bir ekip markanın itibarına daha doğru yön verebilecektir. Şu andaki tabloya baktığınızda biraz da yeni bir kavram olmasından dolayı, sadece belli başlı ajanslar çeşitli sosyal medya projeleri geliştiriyorlar. Mümkün mertebe çoğunu takip etmekte fayda var. Çeşitli blogger etkinliklerinin yanı sıra, marka ve ajans çalışmalarını irdelemek adına kampanyaların akıbetini de gözlemlemek önemli.

Digital ajanslar gün geçtikçe çoğalıyor. Fakat zamanla kreatif yükü fazla olan daha büyük ajansların özellikle global ajansların; interaktif kanatlarına daha da ağırlık verip, bu küçük ajanslardan başarısız olanları ve “hayal bulutu pazarlayanları” bir miktar  eleyeceğini düşünüyorum. Öyle de olmalı. Pasta büyürken, kalitesi de artarak büyümeli. Bu arada iyi işler de yok değil piyasada, zamanla daha da iyi olacaktır mutlaka. Geçtiğimiz süreçte sadece hitap edilen kitlenin ilgisini çekmesi yeterli gibi duruyordu. Ama gün geçtikçe tüketici beklentileri de artıyor, bu da sıradan kampanyaların başarı oranına yansıyor. Artık pazarlama stratejileri ürün odaklı değil pek tabi, müşteri odaklı. Doğal olarak  müşterinin, yani tüketicinin muhakeme gücü de, sorgulama yetisi de arttı.  Ürün çeşitliliğinin çok olması seçme ve eleştirme hakkını veriyor. O sebeple  başarısız kampanyaların kurbanı olmamak, ekileni biçmek lazım. Bu noktada marka yöneticilerine de iş düşüyor. Sosyal medya iletişiminin değerlendirmesini ve perspektifini doğru belirlemek için, konu hakkında detaylı bilgi sahibi olmaları gerekiyor. Önlerine sunulan sonuçları ve hatta hayali rakamları ayırt edip, doğru çıktılar elde etmek için doğru brief vermeleri gereği de beraberinde geliyor.

Sosyal medya iletişimi amatör ellere teslim edildiği sürece risk her zaman bakidir. Bilgisayardan anlayan, internetle arası iyi olan herkes sosyal medyada hesap yönetimlerine dair sorumluluk alırsa markaların vay haline. Önlem alınmazsa, hatalı yaklaşım ve rastgele yol haritası markanın yıllar süren itibarında hızlı bir düşüş yaşamasına sebep olacaktır. Bu noktada ulaşılan kitleyle kurulan iletişimin yönetimi mühim. Marka itibarı çok zor ve uzun bir yolun nihayetinde elde edildiği gibi, bir o kadar da çabuk zedelenebilir. Sosyal ağlardaki hesapları yöneten kişi ve/ veya kişilerin kurum kültürüne uygun yaklaşım yerine, bireysel düşünce ve tavır sergilemeleri itibar kaybına yol açabilmektedir.  Marka hakkında fikir üreten kullanıcılara doğru ve kontrollü bilgi verilmesi esastır.

İtibar kavramı, tüketicinin algısına rastgele bırakılamayacak kadar değerlidir. Bu sebeple stratejik planlama dahilinde iletişim kurulması, sürecin takibi, ölçümü ve değerlendirilmesine  önümüzdeki süreçte daha da ağırlık verilecektir. Markalar ajanslardan teknik destek veya danışmanlık hizmetleri alabilirler, almaları da gereklidir elbette. Ama yine de “itibar” tıpkı bir ürün gibi ele alınması gereken kuruma ait yapı taşıdır.

Unutmayalım, şirketimizin yıllardır süregelen itibarını korumaktan daha kıymetli bir işimiz yok aslında. Kaybedildiğinde yerine konulması çok zor. Online mecralar bu sebeple, büyük risk. Kontrol altında tutmakta, marka algısını doğru yönetmekte fayda var.