Yaklaşık 2-2,5 yıl önceydi… İlkokul grubumuz arasında Öğretmenimizin vefat ettiği haberi yayılmıştı…
Öyle üzülmüştüm ki “keşke bir şansım olsaydı da onu bir defa daha görebilseydim” diye düşünmüştüm…
Sonra çok hastalandığını ama hayatta olduğunu öğrendik, içimize su serpildi..
İstanbul’a pek gelmiyor Ege’de yaşıyormuş..İyiydi ya işte, ne mutluydu bize…
Aslında hayatımda son derece önemli bir yeri vardı Öğretmenimin..
Şimdi düşününce bazı parçalar yerine daha iyi oturuyor…Türkçe’ye, ilerleyen yıllarda ise Edebiyat’a düşkün olmam; hayatımda metinlerin bu kadar önemli bir yer alması, onun bana aşıladığı bilgiler ve öğrettiklerinin eseriydi…

Bu sebeple okul hayatım boyunca hep Edebiyat hocalarına da yakın oldum; sorumluluk aldım, yazılar yazdım, şiirler okudum..
Aklımdakileri mantıklı ifade etmek için doğru cümleler söylemem ve yazmam gerektiğini bildim hep…
O çok sevdiğim ve ruh gıdam olan müzikle belki de ilk yakınlaşmam, beni Melih Kibar’ın müzik okuluna gitmem için teşvik etmesiyle başladı..

Öğretmenim sesimin gür olmasını ve tonunu çok severdi..Birkaç öğrencinin bir araya gelerek tüm okula söylettiği Andımız’ı, bana tek başıma söyletmişti bir defasında..
“Öğretmenim tek başıma sesim nasıl yetecek?”

- “Sen yaparsın..”
Ürkerek karşısına geçtiğim topluluk bana bakıyordu, bense onlara..Sonra derin bir nefes alıp, okudum Andımız’ı..Kelimeler ilerledikçe coşkum artmıştı…Ve sesim yetmişti..
Meğer sonrasında o topluluğa hitap etmeyi çok sevecek ve 4 yıl amatör Tiyatroculuk yapacakmışım..
Bana hep “sen büyüyünce spiker mi olacaksın?” derdi..Ben de yüzüne bakar gülümserdim..Öylesine severdi ses tonumu ve konuşmalarımı..
Müsamerelerde hep sunucu olurdum bu yüzden..İlerleyen yıllardaki okul hayatımda da bu hiç değişmedi..Resmi bayramlarda, özel günlerde; organizasyon ve seminerlerde sunucu ve konuşmacı oldum hep…
Onun öğrettiği dört işlem taktiklerini  bile, hala uyguluyorum..Temel eğitimimizi öyle iyi vermişti ki, zamanla kıymetini çok daha iyi anladım..Bu benim hikayem, kim bilir diğer arkadaşlarım neler yaşadılar neler yeşerttiler  yüreklerinde…

12 Eylül İlköğretim okulu C şubeli sınıfı, öyle özel bir Öğretmene sahip olduğu için çok şanslıydı.. Kendi yeteneklerimizi fark etmemizi önemsiyor, yolumuzu ışığıyla aydınlatıyordu..Aldığı Teşekkür belgeleri değil, bizim başarımızdı gurur kaynağı…
Hiç unutmam, Lisedeyken bir gün Müdür’ün beni çağırdığını söyledi nöbetçi öğrenci..
“Yine ne yaptım acaba” diye düşünürken odasına girdiğimde, Öğretmenimi görmüştüm..
Okula ziyarete gelmiş ve benim orada okuduğumu duyunca görmek istemişti..Beni, sadece beni görmek istemişti herkesin içinden…
O mutluluğumu tarif edemem..Ne konuştuğumuzu bile hatırlamıyorum, zaten önemi de yoktu..

Bu onu son görüşüm oldu işte…

Ah.. Evet…Hayatta olduğu haberini alınca sadece telefon etmiş, gidememiştim görmeye…
Bazen basiretimiz bağlanır ya bazı konularda hani.. Aslında isteriz ama bir türlü yapamayız…Biz istediğimiz zaman her şey olacakmış gibi…
Tamam iyileşmişti ya, bir daha öyle kötü haber alamazdık sanki..Sanki diyorum çünkü bu akşam kötü bir haber aldım..
Benim bir şansım olmuştu onu görmek için, ama o şansı artık kaybettim..
Talat Öğretmen bir Nesil yetiştirdi ve o Nesil ömrü boyunca ona minnettar olmaya, emeklerinin karşılığını vermek için çalışmaya devam edecek…

Mekanın cennet olsun canım Öğretmenim…