Şirketlerdeki Pazarlama ve Satış departmanları arasında var olan,  “herkes işini yapsın” ruh hali malumunuz. Peki nedir buradaki alt bellek ? “Biz satmazsak siz para harcayamazsınız”cılar ile “biz pazarlamazsak siz satamazsınız”cılar…

Bahsetmek istediğim, iki savaş cephesinin varlığı değil şüphesiz..Bu her zaman yüzeye çıkmasa da, varlığı kimi zaman eylemde kimi zaman söylemde kendini belli eden bir bilinç hali. Elbette genellemelerden kaçınarak bazı şirketlerde ve bazı çalışanlarda bunun böyle olduğunu söylemekte yarar var. Bu dengeyi kurmayı başarmış iş politikalarını uygulayanlar da yok değil elbette. Tamamen profesyonellikle ve beraberindeki kişisel hırsların istikametiyle ilintili.

Satışçılar için niha-i hedef satmak olduğu için, kimi zaman marka değerlerini göz ardı edebiliyorlar. Satış yaptıkları paydaşların tümüne karşı ürün, mal, hizmet sunmak esas şu durumda. Pazarlamacılar için ise markaya katma değer yaratacak ve satışa giden yolu besleyecek argümanları belirlemek mühim. Çünkü tüketici gözündeki bütünsellik için; ürünün özellikleri ve fiyatı haricinde, taşıdığı markayı temsil edebiliyor olması ve diyalog kurduğu Satış Temsilcisi’nin tavrı önemli bir nokta. Hal böyle olunca da Pazarlamanın müdahale alanı Satış’ı rahatsız edip, çatışmalara yol açabiliyor.Ya da tam tersi, Satış politikasında Marka hedeflerine yer verilmemesi Pazarlama’yı hoşnut etmiyor.

Örnek olarak; bayi kanalının huyuna gidip sipariş almak isteyen Satış ekibi, aynı zamanda bayi ile kurum arasında bir köprü vazifesi görmektedir. Fakat Pazarlama ekibi; bayinin de markanın  yüzü olduğu için benimsemesi gereken nosyonlar olduğunu düşünmektedir. İki departman da haklıdır..Unutulmaması gereken nokta ise; markanın Pazarlama iletişimi ne kadar başarılı olursa Satış gücü de bir o kadar başarı gösterir. Satışlar ne kadar artarsa da marka değeri ivme kazanır. Elde edilen başarı ortaktır ve para harcanmadan para kazanılamayacaktır.

Senkronizasyon için öncelikle uygulanması gereken birkaç madde:

Pazarlama:

* Kurum içi toplantılar ve aktiviteler organize ederek; karşılıklı fikir alış-verişinin ve takım ruhunun sağlanması

* Pazarlama stratejisini açıklarken, Satış’a yönelik muhtemel sonuçlarının da aktarılması

* Duyuru panolarına marka hakkında çıkan haberlerin, makale ve röportajların asılması

* Mailing ile bültenlerin kurum içinde paylaşılması

Satış:

* Ürün özellikleri hakkında tüketiciye bilgi aktarılması, marka değerlerinin göz önüne alınması

* Müşteri beklenti ve şikayetleri hakkında geri besleme yapılması

* Kampanya yapılabilinecek ürünlerin ve dönemlerin kararlaştırılmasında öneri getirilmesi

* Sahadan sıcak haber aktarımı ve nabız ölçümü yapılması

Sonuç olarak; marka başarısının daimiliği ve tüketici gözündeki değeri için hangi sektör olursa olsun, Pazarlama planı olmadan sadece ürün satmakla bunun gerçekleşmesi mümkün değildir. Zaten Satış hacmi için de bu gereklidir. Bu iki departman çatışma yerine, güç birliği yoluna gitmelidir. Başlıkta şakayla karışık yer verdiğim sektör bile Pazarlama/ Satış karmasını içerir ve bunun için istihdam edilmiş insanlar vardır :)