Vazgeçmekten vazgeçtim…
Vazgeçtim..
Ne varsa hayata dair, vazgeçtim işte..
Pek de kolay oldu doğrusu.
Ölçüp tartmadım, hesapsızca geçiverdim..
Peki neydi beni buna sürükleyen, inadım mı dersin? Sanmam..
Bu aralar kalkanlarımı bulamaz oldum, yerdeler heralde.
Belki de biraz yenik düşmek iyi gelirdi..
Galibiyetin tadı kaçmıştı son demlerde,
mükâfat belli değil ondan heralde..
Bir yerden başlamalıydım artık işe..
Önce umutları hayallerle beraber bi kutuya koydum,
tam kapağa uzanmışken aklıma beklentilerim geldi, onları da ekledim.
Kapatacakken kutuyu, heveslerimi unuttuğumu farkettim.
Sonra “en iyisi kapaksız olsun bu kutu” dedim..
Kutuyu çok derinlere saklamaktı niyetim, ama derinlere yetişemedim..
Sanki bir robot oluvermiştim.
Biri düğmeme basmadan hareket edemeyecek gibiydim..
N’olmuştu bana, neden acizleşmiştim ki böyle?
Kalbimi hissetmiyordum, aklım başımdamıydı ki?
Ben, ben değildim.. An itibariyle zaman akmıyordu ..
Kutuysa elimdeydi sımsıkı..
Son bir gayretle onu saklamalıydım..
Hay aksi düşüverdi elimden!!…
Her tarafa saçıldı saklısındakiler
ve özgür kalıverdi tutsak benliğim..
İlk defa yenik düşmüştüm, ama mükâfatı olan bir yenilgi..
Aklım başıma geldi ve anladım hakikâti.
Beni ben yapan, ayakta tutan içimdeki yaşam enerjisiydi..
İşte asıl o an gerçekten vazgeçtim ;
vazgeçmekten vazgeçtim …